Cuma , Nisan 28 2017
Anasayfa / Ergenlik Dönemi / Ergenlik döneminde beslenme nasıl olmalıdır?

Ergenlik döneminde beslenme nasıl olmalıdır?

Çocuğumun beslenmesinde nelere dikkat etmeliyim?

Ergenlik döneminde beslenme çocuğun fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden önemli değişiklikler yaşadığı bir dönemi içine almaktadır. Büyümenin çok hızlandığı bu dönemde enerji ve besin maddelerine ihtiyaç çok fazladır. Ancak dönemin özelliğinden dolayı ergen sıklıkla ya kendi başına ya da arkadaşları ile birlikte yemek yer; aile ile birlikte olunan süre azalır. Bu durum yanlış beslenme alışkanlıklarına yol açar. Bu dönemde ergen yeterli ve dengeli beslenmesinin yanında, tükettiği besinlerin hijyenik olmasına da dikkat etmelidir. Bu dönemde kazanılacak en önemli alışkanlık olan spor yapmayı düzenli sağlayabilmek için de, yine yeterli ve dengeli beslenmelidir.

Özellikle ergenlik dönemi öncesi yetersiz ve dengesiz beslenen çocuklar, ergenlik döneminde bu alışkanlıklarını sürdürürlerse sağlık sorunları ile karşılaşabilirler. Vücudumuzun düzenli çalışması, hücrelerin yenilenmesi, kan ve kemik yapımı, metabolik faaliyetlerin düzenlenebilmesi için protein, yağ, karbohidrat, vitamin ve minerallere ihtiyaç vardır. Ayrıca, özellikle ergenlerde terleme arttığı için kaybedilen suyun da yerine konması gerekir. Bu nedenle bol su içilmelidir. Birçok gelişmiş ülke başta Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada olmak üzere, ergenlere D vitamini desteği önermektedir. Bunun nedeni, kemik gelişiminin en fazla ergenlik döneminde olması ve D vitaminine ihtiyacın artmasıdır. D vitaminin en önemli kaynağı, vücudumuzdaki cilt altı D vitamini depolarıdır. Bu öncül D vitamininin aktif hale gelmesi için güneş ışığına ihtiyaç vardır. Ergenler güneş ışığından yeterince faydalanmalıdır.

Dengeli beslenmede nelere dikkat etmeliyiz?

Ergenlik döneminde boy ve ağırlıklar fark ettiğinden genelde kızların enerji ihtiyacı 1800-2500 kalori, erkeklerinde 2500-3500 kalori kadardır. Burada önemli olan alınan enerjinin protein,yağ ve karbonhidratlardan gelen oranıdır. Beslenmemizin büyük kısmını bunlar oluşturur ve hücre ve dokularımızın gelişimi ve korunması için gerekli maddelerle birlikte vücudumuza enerji sağlarlar. Vitamin ve mineraller de eşit derecede önemlidir fakat sadece küçük miktarlarına gerek duyulur ve enerji olarak kullanılmazlar. Ergenler için dengeli beslenme, toplam kalorinin takriben %50’sinin karbonhidratlardan, %30’unun yağlardan ve %20’sininde proteinlerden alındığı, vitamin ve mineralleri kapsayan bir beslenme şeklidir. Ergenlik döneminde enerji gereksinimindeki artışa paralel olarak tiamin, riboflavin, niasin, folik asit ve B12 vitaminlerine ihtiyaç artar. Cinsel olgunluk dönemine geçilen bu safhada ayrıca A, C, E vitaminleri ve kemik yoğunluğunun yeterli hale gelebilmesi için D vitaminine ve özellikle kalsiyum ve demire ihtiyaç da artmıştır. Yeterli ve dengeli beslenmek için besinleri dört gruba ayırabiliriz;

1ci grup et,balık,tavuk,yumurta ve kurubaklagiller grubudur. Bu grup protein, B grubu vitaminleri, demir ve çinko gibi mineralleri sağlar.Bu gruptan günde en az iki porsiyon almak gerekir. Bir öğünde balık, et, tavuk veya yumurta diğer öğünde de baklagiller tercih edilirse, günlük ihtiyaç karşılanmış olur.

2ci grup süt, yoğurt ve peynir grubudur. Vücudumuza kalsiyum, riboflavin ve protein sağlar. Bu gruptan günlük alınması gereken miktar iki su bardağı kadardır. Her gün iki su bardağı süt almak dengeli beslenmek için ilk koşuldur. Süt yerine aynı miktar yoğurtta yenebilir. İki kibrit kutusu kadar beyaz peynir bir su bardağı sütle eşdeğerdir. Bir öğün peynir, bir öğün süt veya yoğurt alınarak bu gruba olan gereksinim karşılanabilir.

3cü grup sebze ve meyve grubudur. Başta A vitamininin ön maddesi olan karoten ve C vitamini olmak üzere pek çok vitamin ve mineral bu gruptan sağlanır. Sebze ve meyve grubundan günde en az üç porsiyon alınması gereklidir.Bir günde iki adet meyve ve bir salata yendiğinde bu gruba olan gereksinim karşılanmış olur. Sebze yemekleri de sıklıkla tüketilmelidir. Turunçgiller ve yeşil yapraklı sebzeler pek çok vitamin ve mineral yönünden zengin besinlerdir.

4cü grup ekmek ve tahıl grubudur. Bu grup niasin ve tiamin gibi B grubu vitaminleri sağlar ve önemli bir enerji kaynağıdır. Bu gruptan günde 3-5 porsiyon almak yeterlidir. Her öğünde bir-iki dilim ekmek ve öğünlerden birinde pilav veya makarna yendiğinde bu gruba olan gereksinim karşılanmış olur.

Ergenlik döneminde kemik gelişimi ve kas yapımı söz konusudur ve gıda ile alınan protein, kalsiyum ve demir kullanılır. Vücudun bu işlemleri yeterince yapabilmesi için besinlerin kısa aralıklarla alınması gerekir. Besinler uzun aralıklarla alındığında vücutta proteinden çok yağ yapımı olur. Bu nedenle öğün aralıkları çok önemlidir ve en çok dört saat olmalıdır. En önemli öğün kahvaltıdır. Okul başarıları ile kahvaltı yapmak arasında doğrudan ilişki vardır. Vücudumuz uyurken bile çalışmaya devam eder. Akşam yemeği ile sabah kahvaltısı arasında geçen 12 saatlik sürede vücut besinlerin tümünü kullanır. Sabah kalkıldığında kahvaltı yapılmazsa beyinde yeterince enerji oluşmaz. Bu durumda yorgunluk, baş ağrısı, dikkat azlığı gibi sıkıntılar yaşanır. Kahvaltı yapmayan beden kendi deposundan kullanır ve hastalıklar karşısında direnci düşer. Kahvaltıda günlük enerjinin dörtte birinin karşılanması gerekir. Günlük 2200 kalori alması gereken bir çocuğun kahvaltıda alması gereken kalori miktarı 400-500’dür. Özellikle aile ve eğitmenler, ergenleri bu konuda bilinçlendirmelidirler. Yapılan araştırmalar, öğrenilen bilgilerin beyinde korunabilmesi için öğrenimden sonra yeterli ve dengeli beslenmenin gereğini ortaya koymaktadırlar. Bu da ikindi kahvaltı veya öğünü ile sağlanabilir.

Yeterli ve dengeli beslenmede üç beyaz olarak tanımlanan şeker, yağ ve tuzu fazla miktarda içeren besinlerden uzak durmak gerekir. Annelerin yemeklere fazla yağ koymamaları, zeytinyağı gibi bitkisel yağları tercih etmeleri, yemek pişirmede yağda kızartma ve yağda kavurmadan sakınmaları, yemeklere aşırı tuz eklememeleri, tuzlu olarak hazırlanan turşu, salamura balık gibi besinlerden kaçınmaları sağlıklı beslenme için gereklidir. İçlerinde katkı maddeleri bulunan hazır besinlerde fazla tüketilmemelidir. Sebze ve meyve yetiştirmede kullanılan böcek öldürücü ilaç kalıntılarından temizlenmesi için meyve ve sebzeler bol suda yıkanmalıdır. Kolalı içeceklerden sakınılmalı, ayran, süt, taze sıkılmış meyve suyu gibi içecekler tercih edilmelidir. Pasta, tatlı, dondurma, cips, kek gibi fazla yağlı ve şekerli yiyecekler çok tüketildiğinde obeziteye neden olurlar. Gıda hijyenine dikkat etmeli, açıkta satılan yiyecek ve besinleri tüketilmemelidir.

Diyet ürünlerin tüketimi doğru mu?

Sıkça sorulan bir soru yapay tatlandırıcıların kullanıldığı light (diyet) ürünlerin tüketimi ile ilgilidir. Meşrubatlar, yoğurt ve dondurma gibi gittikçe artan sayıda ürün artık şeker yerine sakarin ve aspartam gibi yapay tatlandırıcılar içermektedir. Bunlar vücut tarafından emilmezler ve kalori sağlamazlar.

Bu ürünlerin çekiciliği daha az kalori içerip yine de şekerli ürünler gibi tatlı olmalarından kaynaklanmaktadır. Diyet ürünleri özellikle diyabetli çocuk ve ergenler tüketilebilirler. Ancak sürekli tercih edilmemeleri gerekir.

Bu tatlandırıcılar çocukları, tatlıları tercih eden bir damak tadı geliştirmeye ve fazla yemeye yönlendirebilmektedir. Yapılan araştırmalarda, diyet ürünlerin zararlı olduğuna dair herhangi kanıt bulunamamıştır ancak fazla miktarda tüketildiklerinde allerjiye sebep olabilirler ve özellikle aspartam türü tatlandırıcılar fazla miktarda tüketildiklerinde hafif unutkanlıklara neden olabilirler.

Ergenin Beslenme Özellikleri

Ergenlik çağı gençlerin yeterli ve dengeli beslenmeleri büyüme ve gelişme hızlandığı için daha da önemlidir. Beslenme gencin yaşına göre boy uzunluğu ve vücut ağırlığının saptanması ile değerlendirilir. Ayaküstü beslenme (fast food) veya abur-cubur beslenme alışkanlığı çocuk ve gençler arasında yaygın olarak görülmektedir. Aslında bu tip beslenme günümüzde insanın hızlı yaşam temposu nedeniyle oluşmuştur. Bu tür beslenme ile enerjinin %40-50’si yağdan gelmektedir. Bu yağın çoğunluğu doymuş yağlardan oluşmaktadır.

Diyetteki doymuş yağ miktarı ve serum kolesterol düzeyi ile kalp-damar hastalıkları arasında ilişki olduğu bilinmektedir. Bu hastalıklar yetişkinlerde görülmesine karşın temelleri çocukluk çağında atılmaktadır. Genellikle ayaküstü beslenmede A ve C vitaminleri, kalsiyum, posa tüketimi yetersizdir, yağ ve tuz tüketimi ise yüksektir.

Yapılmaması Gerekenler

Bu yaş grubunun diğer bir yanlış alışkanlığı da öğün atlamadır. En çok atlanan öğün ise sabah kahvaltısıdır. Sabah kahvaltısı insanlar için önemli bir öğündür. Ergenlik çağında özellikle kızlarda yemek yeme ile ilgili bozukluklar olarak anoreksia nevroza ve buIimia nevroza görülmektedir. Genç kendi kendini kusturmakta, laksatif ve diüretik ilaçlar kullanmakta ve sağlığı bozulmaktadır. Genç, bir deri bir kemik görünümünü almaktadır ve bu durumlarda gencin psikiyatrik tedavi görmesi gerekmektedir. Sorunların nedenlerinin araştırılması gerekmektedir.

Ergenlik çağındaki gençlere beslenme, temizlik, bakım ve düzenli yaşamın dış görünüşü de iyileştirildiği benimsetilmelidir. Örneğin, cilt sağlığı ve güzelliğinde, iskelet ve dişlerin büyümesi ve sağlığında, normal ağırlığın korunmasında, kas gelişiminde, fiziksel ve zihinsel yönden güçlü olmada besin öğelerinin etkileri ve önemi konusu örneklerle anlatılmalıdır. Beslenme konusunda öğretilenlere uyulması temel amaç edinilmelidir.

Sürekli hamburgerle beslenmek zararlı mı?

Ülkemizdeki ergenlerin % 50’den fazlasının “fast-food” tükettiği saptanmıştır. Bu besinler önceden hazırlanıp paketlendikleri için yağ, şeker ve tuz oranları yüksek, vitamin ve mineralleri düşük besinlerdir. Günün büyük bölümünü evden uzakta geçiren ergenlerde öğün atlamak ve “fast-food”la hızlı ve hazır yemek yeme kötü alışkanlığı gelişir.Bu da gelişme çağındaki ergenin yeterli vitamin ve mineral desteğinden uzak kalması ve kalitesiz beslenmesine neden olur.

Ergenlik çağındaki çocukların aşağıdaki maddelere dikkat etmeleri gerekir;

Ergenlik yaş grubunun özelliğinin hızlı büyüme ve gelişme olduğu unutulmamalıdır.
Büyüme ve gelişme, başta karbohidrat ve yağ gibi enerji kaynakları ve protein olmaksızın uygun şartlarda sürdürülemez. Genetik potansiyelin maksimumuna ulaşılabilmesi için, vitamin ve mineral ihtiyaçlarının da karşılanması gerekir,
Büyüme ve gelişmeyi sürdürebilecek enerji ve proteini içeren doğal besin kaynakları, mineral ve vitamin ihtiyaçlarını da karşılar,
Önemli olan ve istenilen, ergenin ihtiyacı olan, enerji ve proteini dengeli şekilde tabii besin kaynaklarını tüketerek almasıdır,
Ergenlik yaş grubunda tercih edilen yiyecekler arasında yer alan “fast-food”lar bu nedenle çok sağlıklı değildir. Okul kantinlerinin ve okul yönetiminin bu konuda duyarlı olması gerekir,
Ergen beslenme tercihini yaparken, tek yönlü enerji kaynaklarından (çikolata, şekerleme, cips, panço vb) uzak durmalı, bunları beslenmesinde zaman zaman tercih etmelidir,
Ergen yaş grubunda beslenme ihtiyaçlarının karşılanmaması durumunda, gelişecek olan büyüme geriliği ve boy kısalığının erişkin yaş grubunda tedavisi mümkün değildir,
Ergenlik döneminde beslenmenin karın doyurmanın ötesinde, yaşamın devamlılığı için gerektiği ve ergenlik döneminin, ergenin genetik potansiyeline uygun olarak erişkin bir birey olarak son son şeklini aldığı dönem olduğu unutulmamalıdır. Bu bilinç, ergene verilmelidir,
Ergenlikte yaşanan psikososyal değişim sırasında benlik saygısı ve değişik stresler zaman zaman bedene ve fiziksel özelliklere yönlendirilebilir. Bunun sonucunda da ergen kontrol edemediği ve beğenmediği pek çok fizik özelliği yerine denetim altında tutabileceğini düşündüğü vücut ağırlına yoğunlaşabilir. Gereksiz ve denetimsiz diyet uygulamaya başlar,
Uygulanan bilinçsiz diyetler anokreksi ve bulimya denilen patolojik yeme bozukluklarına dönüşebilir,
Ergen yaş grubunda hiperfaji dediğimiz ve obeziteye neden olan yeme bozukluğu saptanabilir.Bunun nedeni, ihtiyaçtan daha fazla enerji alınmasıdır,
Beslenmede ihtiyacı belirleyen faktörler ise, büyüme ve gelişme kadar, harcanan enerji miktarıdır. Bu nedenle bütün ergenlere, yaşamın bir parçası olarak spor yapma alışkanlığı kazandırılmalıdır. Fizik aktivitelerini arttırmaya yönlendirilmelidirler,
Spor ile fizik aktivitenin arttırılmasını sağlamak amacı ile ergenlik çağındaki bireylerin düzenli spor yapmaları, tanınan olanaklarla mümkün kılınmalıdır. Okul programları ve imkanları bu yönden zenginleştirilmelidir.
İyotun vücut için önemi nedir?

Ülkemiz iyot eksikliği bölgesindedir. Toprakta ve suda yeterince iyot yoktur. İyot tiroid hormonu için gerekli olduğundan ve tiroid hormonları metabolizmayı düzenlediğinden dolayı, ergenlikte artmış metabolik faaliyetler için mutlak surette iyoda ihtiyaç vardır. İyot eksikliği nedeniyle guatrlı veya guatrsız olarak görülen hipotiroidi de; ergende halsizlik, yorgunluk, tembellik, obezite, boy kısalığı gibi belirtiler gözlenir. İyot eksikliğini yerine koymak için en uygun yol, iyotlu tuz kullanımıdır. Evlerde iyotlu tuz kullanımı arttırılmalıdır.

Ergenlerde kansızlığın önlenmesi için ne yapılmalıdır?

Hayvansal kaynaklı besin tüketimine ergenlik döneminde özen gösterilmelidir. Kırmızı et en önemli demir kaynağıdır. Özellikle kız çocuklarında adetlerle kaybedilen kan nedeniyle, demir alımına dikkat edilmelidir. Tekrarlayan üst solunum yolları enfeksiyonları, ishal ve paraziter hastalıklar da kansızlığın ( demir eksikliği anemisi) oluşmasına yol açar. Diyetle C vitamini yetersiz alınırsa, ekmek gibi bitkisel kaynaklardan gelen demir yeterince kullanılamaz. Yemekle çay tüketilmesi de demir emilimini azaltır. Kansızlık; tembellik, okul başarısında düşüklük, yorgunluk, dikkat azlığı gibi belirtilere yol açar. Okul çocuklarında %20-35 oranında kansızlık saptanmıştır.

Ergenlerde kemiklerinin güçlenmesi için ne yapılmalıdır?

Çocukluk ve ergenlik dönemi kuvvetli ve sağlıklı iskelet oluşumunun gerçekleştiği önemli yıllardır. Kemiklerin büyüdüğünü boy uzaması ile anlarız, ancak kemiğin iç yapısının kuvvetlenmesinin ve büyümesinin belirli bir dengesi yoktur. Kemik çok kuvvetli bağ dokusundan yapılmıştır. Kemiği sertleştirmek için bağ dokusunun üstünde kalsiyum depolanır. İskelet sisteminin bir çok yerinde kemik parçalayan hücreler (osteoklast) eski kemiği yok ederken, kemik yapan hücreler (osteoblast) yeni kemik oluştururlar. İskeleti oluşturan kemiklerin kuvveti, genetik yapımızla ilgilidir, ancak yaşam şeklimiz oluşan kemik miktarını ve gücünü belirler. Kalsiyum içeren dengeli bir beslenme, kemiğe yük bindiren fiziksel aktiviteler, sağlam kemik yapımına yardımcıdır.

Çocuklarda yeni kemiği yapan hücreler çok hızlı çalışırlar, böylece iskelet yoğunluğu ve kuvveti artar. Genç erişkinlerde, yapılan ve yıkılan kemikler arasında bir denge vardır. Ancak 35-40 yaşından sonra kemik kaybı artar, kemik erimesine (osteoporoz) neden olabilir. Çocuk ve ergenlik çağında ne kadar iyi kemik kütlesine ulaşılabilirse, erişkin dönemde osteoporoz gelişme riski azalır. Kemik kütle artışı ve yoğunluğu en hızlı ergenlikte artar ve 18-20 yaşlarında maksimuma ulaşır.Bu olayda seks hormonlarının da rolü vardır.

Çocukluk çağı ve ergenlikte, vücut kemik ve dişlerde yerleşecek şekilde kalsiyum biriktirir. Kalsiyumdan zengin kaynaklar süt, peynir ve yoğurt gibi süt ürünleridir ancak kalsiyum yeşil yapraklı sebzeler ve pişmiş tahıllarda da bulunmaktadır. 3-12 yaş arasındaki çocukların günde ortalama 800 mg kalsiyum ihtiyacı vardır. Bu miktarı bir bardak süt, bir bardak yoğurt ve bir kibrit kutusu kadar peynirden elde edebiliriz. Gençlerin ise kalsiyum ihtiyacı yaklaşık 1300 mg’dır.

Ergenlerin düzenli fizik aktivite yapmaları kemik sağlığı için gereklidir. Kemikler eğer kullanılmazlar ise sorun yaşarlar. Kemiklere kuvvet uygulayarak yapılan fizik aktiviteye ihtiyaç vardır. Zıplamak, seksek atlamak, koşmak, ip atlamak kemiğe en yararlı ekzersizlerdir. Yüzme, bisiklet kullanma gibi hareketler ise, kasları geliştirirken kemiğin kuvvetlenmesine katkıda bulunmamaktadırlar çünkü kemiğin üzerine uygulanan bir kuvvet yoktur. Kemik sağlığı bazı durumlardan olumsuz etkilenmektedir. Uzun süreli kötü beslenme, normalin üzerinde fiziksel aktivite veya sigara içmek kemik gelişimini olumsuz etkiler.

Uzun süreli gereğinden az miktarda beslenmek sadece kalsiyum alımının yetersizliğinden değil, hormon seviyelerini etkilemesinden dolayı da kemiği olumsuz olarak etkilemektedir. Ergenlik dönemi ve sonrasında kız çocukları kemik sağlığını koruyabilmek için yeterli miktarda cinsiyet hormonuna ihtiyaç gösterir. Kötü beslenme sonucu oluşan aşırı zayıflama ile östrojen salınımı yeterli derecede olmaz ve adet düzensizliği görülebilir. Yaklaşık altı ay kadar adet görmeyen kız çocuklarında, osteoporoz riski artmaktadır. Buna benzer olarak eğer ergenlik gecikmesi olursa, yine iskelet sistemi olumsuz etkilenebilir. Gereğinden fazla fiziksel aktivite,eğer uygun beslenme sağlanamazsa, sorunlara yol açabilir. Ayrıca sigara kemiklerden kalsiyumu çalar ve büyüme için gerekli olan vitamin ve mineral kaybına neden olur. Gazlı içecekler (meşrubatlar) kemikten kalsiyum kaybına neden olur. Koka kola ve gazoz gibi gazlı içecekler yerine süt,ayran ve su tüketilmelidir.

Çocukluk ve tabii ki ergenlik döneminde kemik gelişiminin en iyi dereceye ulaşması ileri yaşlarda kemik erimesi hastalığı (osteoporoz) riskini azaltacaktır. Osteoporoz sonucunda kemikler küçük darbelerle bile kırılgan hale gelmektedir. Kalça, el bilek kemiği ve bel kemiği en sık kırıkların oluştuğu yerlerdir. Bel kemiğinde meydana gelen kırıklar boy kaybına, kamburluğa ve ağrıya neden olmaktadır. Osteoporoz, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Ancak erken önlem alınmalıdır. Çocukluk ve ergenlikte kuvvetli kemik yapısı oluşması, ileri yaşlarda kemik kaybı ve osteoporozu engellemek için şarttır. Yaşamın erken döneminde iyi beslenme ve fizik aktivite alışkanlıklarının oluşması erişkin dönemde bunun devamının sağlanması, çocuğun ileride osteoporoz geliştiren yetişkinlerden olmayacağının göstergesidir. Aslında ergenlerde de osteoporoz, çok nadir de olsa görülebilir. Bazı ergenlerde kemik kaybı ve kırıklar başka sağlık sorunları sonucu ortaya çıkar ancak nedeni bulunamayan kemik erimeleri de gözlenebilir. Bu durum özellikle ergenliğe girişi fazla gecikmiş (örneğin 15-16 yaş) ve seks hormonları salgılanması olmayan çocuklarda daha sık gözlenir. Başka sağlık sorunları sonucu ortaya çıkan kemik erimeleri; barsak sisteminden gıdaların emilemediği barsak hastalıkları, uzun süre yatağa bağımlı kalmak, uzun süreli yüksek doz steroid (kortizon) almak,bilinçli olarak yapılan aşırı zayıflama çabası, tiroid hormonlarının fazla çalışması ve osteogenezis imperfekta da (cam kemik hastalığı) gözlenir. Doktor muayene ve tetkikleri sonucunda kemik erimesine neden olan hastalık saptanır.

En sık rastlanılan soru kortizon kullanımı ile ilgilidir. Romatizma, astım, deri ve böbrek hastalıkları gibi durumlarda sık kullanılan bir ilaç olan kortizon aslında yaşam kurtarıcıdır ancak uzun süreli ve yüksek dozda kullanıldığında osteoporoza neden olmaktadır. Kortizon, kemik yapan hücreler (osteoblastlar) tarafından yapılan yeni kemik yapımını azaltmakta ve kemik yıkımına neden olan (osteoklast) hücrelerin kemik yıkımını arttırmasına neden olmaktadır. Kortizon kullanan her kişide kırık gelişecek diye bir kural yoktur ancak kırık riski doza ve tedavinin süresine bağlıdır. Astımda kullanılan sprey şeklindeki kortizonlu ilaçların kemik üzerine etkisi çok azdır. Uzun dönem kortizon kullanımında kemik erimesi şu şekilde engellenebilir;

Ergeni kemik sağlığını düzenleyecek yaşam şekli konusunda bilinçlendirmek (hayatına fizik aktivite yani sporu sokmak),
Çocuğu kemik ve osteoporoz konusunda deneyimli bir uzmana yönlendirmek.
Çocuğunuzda basit bir düşme sonrasında kırık gelişiyorsa veya açıklanamayan sırt ağrısı varsa osteoporoz riski düşünülmelidir. Kırıklara neden olabilecek olayı anlamak için tetkiklerin yapılması gerekir.

Kalsiyum ihtiyacı ne kadardır?

Yaş gruplarına göre kalsiyum ihtiyacı şöyledir;

*0-6 ay günde 210 mg,

*7-12 ay günde 270 mg,

*1-3 yaş günde 500 mg,

*4-8 yaş günde 800 mg,

*9-18 yaş günde 1300 mg’dır.

Bir bardak sütte ve yoğurtta 300 mg, bir kibrit kutusu peynirde 200 mg kalsiyum vardır. Kalsiyum emilimi için D vitaminine ihtiyaç vardır. Süt ürünleri, margarin ve balık yağı D vitamini içermesine rağmen bu vitaminin en önemli kaynağı güneş ışığıdır. Yaz aylarında günlük 15-20 dakika direkt alınan güneş ışığı yeterlidir ve deri kanseri riskini arttırmaz. Meşrubatların, çocuk ve ergenlerin beslenmesinde süt ve süt ürünlerinin yerini alması, kalsiyum kaybına yol açmaktadır. Gazlı meşrubatlar kalsiyumun emilimine engel olurlar.

Bunu okudunuz mu?

Ergenlik sivilceleri nasıl geçer?

Sivilceler veya tıbbi adı ile akneler ergenlik döneminde sık rastlanılan sorunlardan biridir. Bu dönemde kız …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir